Beslenme gereksinimleri yaşam boyunca sabit kalmaz; bebeklikte hızlı büyümeye, çocuklukta ve ergenlikte kemik kütlesinin oluşumuna, yetişkinlikte mevcut dokunun korunmasına, gebelikte iki kişilik gereksinime ve ileri yaşta kas kaybının önlenmesine göre yeniden düzenlenir. Bu nedenle her yaş grubuna aynı beslenme önerisi verilmez.
Bu değişimin arkasında iki temel etken bulunur: büyüme hızı ve vücut bileşiminin dönemsel değişimi. Büyümenin hızlı olduğu dönemlerde birim vücut ağırlığı başına enerji ve protein gereksinimi artarken, büyüme tamamlandıktan sonra bu oran düşer ve alım ile harcama dengesinin korunması öne çıkar.
Bebeklikte İlk Altı Ay
Yaşamın ilk aylarında anne sütü tek başına yeterli besin kaynağı olarak kabul edilmektedir. Anne sütünün bileşiminin bebeğin gereksinimlerine göre zaman içinde değiştiği ve bağışıklık açısından katkı sağlayan bileşenler içerdiği bilinmektedir.
Anne sütünün yeterli olmadığı ya da verilemediği durumlarda uygun bebek maması kullanılır. Bu dönemde su dahil ek gıda verilmesinin genellikle gerekli olmadığı, D vitamini desteğinin ise rutin olarak önerildiği belirtilmektedir. Anne sütü alan bebeklerde annenin beslenme düzeni de ayrıca değerlendirilir.
Ek Gıdaya Geçiş Dönemi
Altıncı ay civarında ek gıdaya geçiş başlar. Bu geçişin zamanlaması, bebeğin desteksiz oturabilmesi ve besine ilgi göstermesi gibi gelişimsel işaretlerle birlikte değerlendirilir. Erken geçişin alerji ve sindirim sorunları açısından, geç kalmanın ise demir eksikliği ve çiğneme becerisinin gelişmesi açısından sorun oluşturabileceği bildirilmektedir.
Bu dönemde demir içeriği yüksek besinlerin plana erken eklenmesi önem taşır, çünkü bebeğin doğumla birlikte getirdiği demir deposu altıncı ay civarında azalmaya başlar. Besinlerin teker teker ve birkaç gün arayla tanıtılması, olası tepkilerin fark edilmesini kolaylaştırır. Bir yaşından önce inek sütü ve bal verilmemesi önerilmektedir.
Okul Öncesi ve Okul Çağı
Bu dönemde büyüme hızı bebeklik dönemine göre yavaşlar ve buna bağlı olarak iştah azalabilir. Aileler bu değişimi çoğu zaman bir sorun olarak algılar. Oysa büyüme eğrisi normal seyrediyorsa iştahtaki bu göreli azalma beklenen bir durumdur.
Okul çağında ise kahvaltı alışkanlığı ve okulda tüketilen besinler öne çıkar. Kalsiyum ve D vitamini alımının bu dönemde yeterli olması, ilerleyen yıllarda ulaşılacak kemik kütlesi açısından önem taşır. Şeker eklenmiş içeceklerin düzenli tüketiminin hem diş sağlığı hem de enerji alımı açısından değerlendirilmesi gerekir. Ankara Diyetisyen görüşmelerinde çocuğun büyüme eğrisi, tek bir ölçümden daha belirleyici kabul edilir.
Ergenlik Döneminin Özellikleri
Ergenlik, bebeklikten sonraki en hızlı büyüme dönemidir. Boy uzaması, kas kütlesindeki artış ve kemik mineral yoğunluğunun büyük bölümünün bu dönemde kazanıldığı bilinmektedir. Buna bağlı olarak enerji, protein, kalsiyum ve demir gereksinimi belirgin biçimde artar.
Kız çocuklarında adet döngüsünün başlamasıyla demir gereksinimi ayrıca yükselir. Bu dönemde beden algısına bağlı kısıtlayıcı beslenme davranışları da ortaya çıkabilir. Sporla ilgilenen ergenlerde ise enerji alımının artan harcamayı karşılayıp karşılamadığı değerlendirilir; yetersizlik büyümeyi ve adet düzenini etkileyebilir.
Gebelik Öncesi ve Gebelik Dönemi
Gebelik planlanan dönemde folik asit desteğinin gebelikten önce başlatılmasının nöral tüp kapanma kusurları açısından koruyucu olduğu bildirilmektedir. Ayrıca gebelik öncesi vücut ağırlığının değerlendirilmesi, gebelikteki ağırlık kazanımı hedefinin belirlenmesinde kullanılır.
Gebelikte enerji gereksinimindeki artış çoğu zaman sanıldığı kadar yüksek değildir; ilk üç ayda belirgin bir artış beklenmez. Buna karşılık demir, folat, iyot ve kalsiyum gereksinimi belirgin biçimde artar. Bu dönemde çiğ ya da az pişmiş hayvansal ürünlerden, pastörize edilmemiş sütten ve cıva içeriği yüksek olabilecek bazı balık türlerinden kaçınılması önerilmektedir.
Emzirme Dönemi
Emzirme döneminde enerji ve sıvı gereksinimi gebelik dönemine göre daha yüksektir. Süt üretiminin sürdürülmesi için yeterli alım önem taşır. Bu dönemde hızlı kilo verme amacıyla sıkı kısıtlama yapılması önerilmez.
Anne sütünün bileşiminin annenin beslenmesinden ne ölçüde etkilendiği besin öğesine göre değişir. Bazı vitaminlerin düzeyi annenin alımıyla doğrudan ilişkiliyken, protein ve yağ içeriği daha istikrarlıdır. Bebekte gaz ya da huzursuzluk olduğunda annenin geniş kapsamlı besin kısıtlamasına gitmesi, yeterli değerlendirme yapılmadan önerilmez.
Yetişkinlik Döneminde Denge
Büyümenin tamamlandığı yetişkinlik döneminde temel hedef, mevcut vücut bileşiminin korunması ve kronik hastalık riskinin azaltılmasıdır. Bu dönemde enerji gereksinimi yaşla birlikte kademeli olarak azalırken, alım alışkanlıkları çoğu zaman aynı kalır. Bu uyumsuzluk yıllar içinde yavaş bir ağırlık artışına yol açabilir.
Ayrıca bu dönemde çalışma düzeni beslenmeyi belirleyen başlıca etkenlerden biri haline gelir. Vardiyalı çalışanlarda öğün saatlerinin düzensizleşmesi ve gece yeme eğiliminin artması sık karşılaşılan bir tablodur. Bu grupta plan, çalışma saatlerine göre kurulur. Diyetisyen Ankara uygulamalarında iş düzeni sorgulanan konular arasındadır.
Menopoz Geçişi
Menopoz döneminde vücut yağ dağılımında değişim gözlenebilir ve karın bölgesinde birikim artabilir. Ayrıca kemik yoğunluğunun azalma hızının bu dönemde arttığı bilinmektedir. Buna bağlı olarak kalsiyum ve D vitamini alımı ile ağırlık taşıyan egzersizlerin önemi artar.
Bu dönemde kas kütlesinin korunması için protein alımının yeterli tutulması değerlendirilir. Sıcak basması gibi yakınmalar üzerinde belirli besinlerin etkili olduğu yönündeki iddiaların kanıt düzeyinin sınırlı olduğu belirtilmektedir. Bir Ankara Diyetisyeni değerlendirmesinde bu dönemde kemik sağlığı ve kas kütlesi birlikte ele alınır.
İleri Yaşta Beslenme
İleri yaşta enerji gereksinimi azalırken protein gereksinimi göreli olarak korunur, hatta bazı durumlarda artar. Bunun nedeni yaşla birlikte kas kütlesinde görülen azalmadır. Kas kaybının denge, yürüme ve düşme riski üzerinde etkisi bulunduğundan bu grupta protein alımı özel olarak izlenir.
Bu yaş grubunda iştah azalması, tat ve koku duyusundaki değişim, diş sorunları, yutma güçlüğü ve çok sayıda ilaç kullanımı beslenmeyi zorlaştırabilir. Ayrıca susama hissinin azalması nedeniyle sıvı alımının yetersiz kalabildiği bilinmektedir. Küçük hacimli ancak besin yoğunluğu yüksek öğünler bu grupta tercih edilen düzenlemelerdendir. Ankara Diyetisyenleri tarafından yapılan değerlendirmede yalnız yaşama ve yemek hazırlayabilme durumu da göz önünde bulundurulur.
Yaşa Göre Sıvı Gereksinimi
Sıvı alımı da yaşam dönemlerine göre farklılık gösterir. Bebeklikte gereksinim anne sütü ya da mama ile karşılanır ve ilk aylarda ek su verilmesi genellikle gerekli görülmez. Çocukluk çağında ise oyun ve etkinlik düzeyine göre alım artar.
İleri yaşta susama hissinin azalabildiği bilinmektedir; bu nedenle sıvı alımının hatırlatıcılarla desteklenmesi önerilebilir. İdrar çıkarma sorunu yaşamamak için sıvı kısıtlaması yapılması bu yaş grubunda sık görülen bir davranıştır ve böbrek işlevleri açısından değerlendirilmesi gerekir. Kalp ya da böbrek yetmezliği bulunanlarda ise sıvı miktarı hekim tarafından belirlenir.
Yaşam Dönemi Geçişlerinde Karşılaşılan Sorunlar
Dönem geçişleri beslenme açısından kırılma noktalarıdır. Üniversite ya da iş yaşamına geçişte ev dışında yeme sıklığının artması, evlilik ve ebeveynlik döneminde öğün düzeninin değişmesi, emeklilikle birlikte günlük hareketin azalması bu kırılmalara örnektir.
Bu geçişlerin önceden fark edilmesi, oluşabilecek düzensizliklerin önlenmesine yardımcı olabilir. Yeni düzene uygun bir öğün planı kurulması, çoğu zaman ortaya çıkmış bir sorunu sonradan düzeltmekten daha kolaydır. Ayrıca bu dönemlerde fiziksel etkinlik alışkanlığının korunması ayrıca planlanır.
Dönemler Arasında Ortak Kalanlar
Yaş gruplarına göre farklılıklar bulunsa da bazı ilkeler ortaktır: besin çeşitliliğinin korunması, işlenmiş gıda ve şeker eklenmiş içecek tüketiminin sınırlandırılması, yeterli sıvı alımı ve düzenli fiziksel etkinlik her dönemde geçerlidir.
Bir başka ortak nokta, tek bir besinin ya da takviyenin belirleyici olmadığıdır. Beslenme düzeninin bütünü, herhangi bir bileşenin tek başına katkısından daha etkilidir. Bu nedenle değerlendirme her yaşta günlük düzenin tamamı üzerinden yapılır.
Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesinin yerine geçmez. İçinde bulunduğunuz yaşam dönemine uygun beslenme düzeninin planlanması için bir beslenme ve diyet uzmanına başvurmanız önerilir.